zübük

1 /
heleloyloyloy
kahkalar atarak okuduğum büyük usta aziz nesin'in romanı.bu nasıl bir olay örgüsüdür, bu nasıl bir hayal gücüdür...roman, kirli siyasetçi zübükzadenin zübükzede kasabalıyı tufalara getirişini anlatıyor.din tüccarlığıda yapıyor, vatan millet sakaryacılıkta oynuyor.sonunda karlı çıkan o, b.ku yiyen halk oluyor.tanıdık portreler aslında.okunması gerekir...
ülkemizde düzenler değişiyor ama düzülen hep aynı!!!
ugokhan
sinema filminde tanımı aynen şöyledir: "zübük. bir halk deyimi. kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi. sözünde durmayan, üçkağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş, namussuz, palavracı, dönek."

bunu o an seslendiren kişi metin serezli'dir.
ugokhan
filmin girişindeki günaydın gazetesinin manşetleri şöyledir.

1.gün:
hükümet kurulamıyor. partiler aralarında anlaşamadı.

2.gün:
hükümetin kurulma ihtimali belirdi. destek partisinden ibrahim zübükzade huzur partisine transfer olacak.

3.gün:
ibrahim zübükzade, "ağırlığımca para verseler partimden ayrılmam", diyor.

4.gün:
ibrahim zübükzade, "bakanlık verirlerse huzur partisini desteklerim", dedi.

5.gün:
ibrahim zübükzade, kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldı.

6.gün:
ibrahim zübükzade destek partisinden istifa etti. huzur partisi hükümeti kuracak. ibrahim zübükzade, "milletimin menfaati için icap ederse 10 kere istifa ederim", diyor.

7.gün:
hükümet kuruldu. son günlerin olaylı adamı ibrahim zübükzade, fuzuli işler bakanı oldu.

8.gün:
fuzuli işler bakanı ibrahim zübükzade için muhalefet gensoru verdi. ibrahim zübükzade, "alnım açık. kimseye hesap vermek mecburiyetinde değilim", dedi.

9.gün:
hükümet güvenoyu alamadı ve düştü. ibrahim zübükzade için verilen gensorunun oylamasında huzur partisi güvensizlik oy aldı. başbakan istifasını verdi.

10.gün:
ibrahim zübükzade huzur partisinden ihraç edildi. ibrahim zübükzade, "ben de gidecek başka bir parti bulurum", diyor.

11.gün:
ibrahim zübükzade'nin dokunulmazlığı kaldırılıyor. büyük millet meclisi tahkikat komisyonu tahkikata başladı. ibrahim zübükzade, "dünyada zübük bir tek ben miyim? neden benimle uğraşıyorlar", dedi.

12.gün:
zübükzade efsanesi sona erdi. ibrahim zübükzade, büyük millet meclisinden ihraç edildi.

bundan sonra film başlar. gazetenin yazı işleri yöneticisi yaşar adlı gazeteciyi ibrahim zübükzade'yi araştırması için yollar.
turquerie
cumhuriyet devrim sürecinin çok partili dönem sonrasında deforme olması ile türk siyasetini belirlemiş olan zihniyeti yerden yere vuran müthiş aziz nesin romanı.işin garip olan tarafı orada yapılan eleştirilerin günümüzde tazeliğini koruyabilmiş olmasıdır.filmin sonunda "oysa zübüklük bizde,bizim içimizde" deyişi aslında bu tazeliği açıklar cinsten.
rasmus
filmden birkaç süper sahne;

zübük, kızına göz koyduğu muhalif kadir'le konuşmaktadır,
-ankara'dan mektup geldi de önümüzdeki seçimlerde mebus olmamı istiyorlar... şimdi senin gibi namuslu mu olayım diyorum yoksa mebus mu olayım?

kasabadan hemşehrileri zübük'ü mecliste ziyarete gelmiştir,
+ vaay aslan damadım!
-aman ciddi olun, bu ankara'da insanlar hep dargındır da, ancak cenazelerde el sıkışırlar. sizi kucaklayamam, anladınız ya?

ve en süperi kendi kendine konuştuğu bir sahne,
-lan zübük, hayatında ilk defa kazık yedin. o da bir karıdan..
excalibur
kemal sunal'ın bambaşka bir performansla, mükemmel ötesi hatta oscar'lık oynadığı filmdir.

bir de şu var ki, herşey ne kadar da kendini tekrar ediyor. ibrahim zübükzade önce partinin ocak başkanı olur, sonra belediye başkanı, sonra milletvekili, sonra bakan...
meramise
hepimizin içinde potansiyel bir "zübükzade ibraam bey" vardır; nesin, bu tespitiyle, bizden birini anlatıp, içimizden konuştuğu için başarı sağlamıştır bu eserinde. aslında zübük, çok da şaşırılmaması gereken biridir. olağanüstü bir yönü yoktur. bizden biridir. ortalama insandan tek farkı da zekasını istediği yönde kullanabilmesi, insanların zaaflarından yararlanmayı bilmesidir.

hikaye boyunca hep zübükzade'nin çevirdiği dolapları görür, okuruz da etrafında onu zübükzade olmaya iten kimseleri hep görmezden geliriz. her bir işi için anında araya tanıdıklar sokmaya çalışan, elinde vermeye hazır bir tomar rüşvetiyle gezen kişilerden istedikleri şekilde faydalanmaktır aslında zübük'ün yaptığı. bunun için de çok zorlanmaz. şartlar onu zübük olmaya bir şekilde koşullandırmıştır çünkü. zübük, toplumca ona biçilen rolün içinde etrafındakilerin zaaflarından faydalanarak yaşamını sürdüren sıradan bir vatandaştır aslında.

onca şey olup bitmişken, son son tayininin başka yere çıkarılması için zübük'e rüşvet vermeyi taahhüt eden almanca öğretmeni, aslında zübük'ün insanlardan faydalanmaya adeta zorlandığını gösterir bize; her bir kimse inadına zübük'e "beni dolandır" diye yalvarmaktadır adeta. işte zübük de kendinden zımnen istenen şeyi yapar. suç bu sebeple aslında zübük'te değildir; zübük'ten günah gitmiştir bir yerde.

imkanı olsa, aramızdan çok sayıda zübükzade çıkardı zannediyorum; doğamızda var bu, evet.

zübük, kemal sunal'ın oyunculuğuyla kanlanıp canlanmış, ayrı bir sevilesi olmuştur ayrıca. seyredilesi bir filmdir.
welatesor
daha sonra yayınlanan ve aziz nesin'in zübük'e benzer şekilde para kazananları anlattığı öykülerinin derlendiği "zübüklüğün sonu yok" isimli kitapta, zübükler hakkında şöyle denmektedir:

(tam metin bu değil, aklıma geleni kendi cümlelerimle yazıyorum)

"aslında zübük olan biziz, hepimiziz. zübükleri biz yaratıyoruz. ve onlara küfrederken, aslında kendimize küfrediyoruz. çünkü zübükler, aslında hepimizde olan özelliklerin, tek bünyede birleşmiş halleridir. biz, kendimizden bile gizlediğimiz bu özelliklerimizi apaçık ortaya sereni gördüğümüz zaman, bağırmaya başlıyoruz"

öyle değil midir gerçekten. sadece zübükler için değil, kahramanlar, mitler için de, sanırım aynı durum geçerlidir. halk, kendinde görmek istediğini kahramana yükler. ve küçücük bir iş de yapmış olsa, bir bakarsınız, neler neler olmuş o "kahraman"... (bkz: salako)
1 /